2017 yılında yazdığım “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma”
başlıklı makalemde holdingleşmeye birkaç satırla değinmiş ve “buna da ayrı
bir makale ile değinmek istiyorum” demiştim. Aradan üç yıl geçmiş. Sözümü
bugün tutuyorum.
Gecikmenin bir sebebi var. Holdingleşme, üzerine iki
paragraf yazılıp geçilecek bir konu değil. Yanlış kurgulandığında pahalıya mal
olan, doğru kurgulandığında ise aile şirketinin ömrünü nesillerce uzatan bir
yapı. Üstelik Türkiye'de en çok yanlış anlaşılan kurumsallaşma araçlarından
biri.
Anadolu'nun sanayi şehirlerinden birinde, üç kardeşin ortak
olduğu bir gruba danışmanlık yapıyordum. Yedi şirketleri vardı. Yedi ayrı
ortaklık yapısı, yedi ayrı hisse oranı, yedi ayrı yönetim kurulu. Bir şirkette
büyük kardeşin hissesi yüzde elli, ötekinde yüzde yirmi. Bir başkasında küçük
kardeş hiç yoktu, onun yerine eşi ortaktı. Neden böyle olduğunu sorduğumda
aldığım cevap tek cümleydi: “O gün öyle denk geldi.”
On beş yıl boyunca “o gün öyle denk gelerek” kurulmuş
yedi şirket. Şimdi bu üç kardeşin toplam yedi çocuğu var ve hepsi bir gün
hissedar olacak. Yedi şirket çarpı yedi veliaht. Tabloyu kâğıda çizdiğimde
ortaya çıkan şey bir organizasyon şeması değil, bir labirentti.
Holdingleşme, tam da bu labirenti çözmek için vardır.
Holding Nedir, Ne Değildir?
Holding; esas faaliyeti mal üretmek veya hizmet satmak
değil, başka şirketlerin hisselerine sahip olmak olan bir anonim şirkettir.
Kendisi üretmez, ürettirir. Kendisi satmaz, sattırır. İşi; sahip olduğu
şirketleri yönlendirmek, denetlemek ve onlara ortak hizmet vermektir.
Aile şirketleri açısından söylersek: şirketlerin sahibi
holding olur, holdingin sahibi de aile olur. Aile ile şirketler arasına tek bir
katman girer. Ve bütün mesele o katmanın ne işe yaradığında düğümlenir.
Şimdi de ne olmadığını söyleyeyim, çünkü sahada en çok bu
noktada yanılıyoruz.
·
Holding bir unvan değildir. Türkiye'de
“holding” kelimesi bir prestij nişanı gibi kullanılıyor. İki dükkânı olanın da
tabelasında holding yazıyor. Kartvizit için kurulan holding, kartvizitten öteye
geçmiyor.
·
Holding kurumsallaşma değildir.
Kurumsallaşmanın yerine geçmez; olsa olsa taşıyıcısıdır. Şunu net söyleyeyim:
kurumsallaşmamış bir aile holding kurarsa, elinde kurumsallaşmamış bir holding
olur. Kaos ortadan kalkmaz, yalnızca bir kat yukarı taşınır.
·
Holding vergi kaçırma aracı değildir.
Bazı vergisel avantajları vardır ve bunlara birazdan geleceğim. Ama holdingi
vergiden kaçmak için kuranlar, kısa sürede hem avantajı hem huzuru kaybeder.
·
Holding aile anayasasının yerine geçmez.
Holding hukuki bir kaptır. Aile anayasası ise o kabın içinde nasıl
davranılacağını yazar. Kap var, kural yoksa yine kavga çıkar.
Neden Holdingleşilir?
Danışmanlık yaptığım ailelere holdingleşmeyi önerirken sekiz
gerekçe sıralarım. Sırayı da bilinçli kuruyorum; çünkü en çok konuşulan gerekçe
(vergi) aslında beşinci sıradadır.
1. Mülkiyet tek kapıya toplanır.
Yukarıdaki üç kardeş örneğine dönelim. Holding kurulduğunda
yedi ayrı hisse tablosu ortadan kalkar, tek bir tablo kalır. Herkesin holdingde
tek bir yüzdesi olur ve o yüzde, altındaki bütün şirketlerdeki payını temsil
eder. “Ben hangi şirkette ne kadarım?” sorusu tarihe karışır. Bu soru
masumca görünür ama pek çok aile şirketinde kavganın fitilini ateşleyen tam da
bu sorudur.
2. Nesil geçişi basitleşir.
Bence en önemli gerekçe budur. Yedi şirketi olan bir baba,
hisselerini evlatlarına devredecekse yedi ayrı devir, yedi ayrı genel kurul,
yedi ayrı pay defteri kaydı ile uğraşır. Holding varsa tek bir devir yeter.
Bundan daha önemlisi şu: holding, “şirkette çalışmak” ile
“şirkete sahip olmak” arasındaki ayrımı fiziksel olarak görünür kılar. Aile
şirketinde çalışmak istemeyen evlat, holdingin hissedarı olarak kalır ve
yönetim kurulunda temsil edilir. Operasyona girmesi gerekmez. Böylece hem
şirkette olmayan evlat mülkiyetten koparılmamış, hem de istemediği bir koltuğa
oturtulmamış olur.
3. Yönetim ile mülkiyet ayrışır.
Holdingsiz yapıda aile ferdi hem hissedardır, hem yönetim
kurulu üyesidir, hem de çoğu zaman genel müdürdür. Üç şapka tek başta. Holding
bu şapkaları ayrı ayrı raflara koyar: aile holdingin hissedarıdır, holdingin
yönetim kurulunda oturur, yavru şirketleri ise profesyoneller yönetir.
Yıllardır savunduğum “aile şirketi yönetmez, denetler” ilkesinin en
pratik uygulama zemini holdingdir.
4. Ortak hizmetler merkezileşir.
Yedi şirketin yedi ayrı muhasebe servisi, yedi ayrı insan
kaynakları uygulaması, yedi ayrı satın alma alışkanlığı olur. Holding bunları
tek çatı altına alır: mali işler, insan kaynakları, hukuk, bilgi işlem, satın
alma, kurumsal iletişim. Sonuç iki türlüdür. Birincisi tasarruf; aynı işi yedi
kere yapmazsınız. İkincisi ve daha değerlisi standart; bütün şirketlerde aynı
kural, aynı rapor formatı, aynı performans sistemi geçerli olur.
5. Vergisel avantajlar vardır, ama abartıldığı kadar
değil.
En bilineni iştirak kazançları istisnasıdır. Yavru
şirketlerden holdinge dağıtılan kâr payları holding nezdinde kurumlar vergisine
tabi tutulmaz. Bu şu demektir: bir şirkette biriken kârı, ikinci bir vergi
katmanına takılmadan holdinge çekip başka bir şirkette yatırıma
dönüştürebilirsiniz. Grup içinde para dolaştırmanın en temiz yolu budur.
Ama şu yanlış anlamayı da düzeltmek gerekiyor: Türkiye'de
grup şirketleri için konsolide kurumlar vergisi beyanı yoktur. Yani “bir
şirketimin zararını diğerinin kârından düşerim” diye holding kuruyorsanız,
yanlış sebeple kuruyorsunuz. Diğer istisnalar (taşınmaz ve iştirak hissesi
satış kazancı gibi) ise yıllar içinde en çok değişen kalemlerdir; bu makaleyi
okuduğunuz tarihteki güncel durumu mutlaka mali müşavirinize sorun.
6. Risk yalıtılır.
Ayrı tüzel kişilikler, bir şirketin başına gelenin
diğerlerine bulaşmasını engeller. Bir yavru şirket zora girdiğinde grubun geri
kalanı korunur. Teoride.
Pratikte bu korumayı kendi ellerimizle yıkıyoruz. Nasıl mı?
Çapraz kefaletlerle. Bir şirketin kredisine holdingi ve diğer beş şirketi kefil
yaparsanız, kurduğunuz duvarın altından tünel kazmış olursunuz. Holdingleşen
ailelere ilk sorduğum sorulardan biri şudur: “Şirketleriniz birbirine kaç
kefalet vermiş?” Cevabı bilen patron sayısı çok azdır.
7. Yeni girişimlere ve yeni ortaklıklara zemin hazırlar.
Veliahdınız yeni bir iş kurmak istiyor. Holding varsa o iş
holdingin altına bir yavru şirket olarak kurulur; sermayesi holdingden çıkar,
kazancı holdinge döner, batarsa diğer şirketleri yakmaz. Aynı şekilde bir
sektöre yabancı veya finansal ortak alacaksanız, yalnızca ilgili yavru şirkete
alırsınız; aile grubunun tamamını dışarıya açmanız gerekmez.
8. İhtiyaç anında kullanılabilecek yedek akçe biriktirir.
Holding, yavru şirketlerden çektiği kâr payının bir kısmını
gruptan ayrılmak isteyen hissedarın hissesini almak veya kriz anlarında yavru
şirketleri fonlamak için bir “Yedek Akçe / Likidite Fonu” olarak tutar.
Peki Her Aile Şirketi Holdingleşmeli mi? Hayır.
Bu soruyu sormadan bu makaleyi bitirirsem eksik yazmış
olurum. Holdingleşme her derde deva değildir ve bazı durumlarda düpedüz
zarardır.
Şu hallerde holdingleşmeyin:
·
Tek bir şirketiniz varsa. Tek yavrulu holding,
çift muhasebe ve çift sabit gider demektir; karşılığında hiçbir şey almazsınız.
·
Ölçeğiniz ortak hizmet maliyetini kaldırmıyorsa.
Holding kadrosu bir maliyettir ve bu maliyeti yavru şirketler öder.
·
Ortaklar arasında derin bir güven krizi varsa.
Holding krizi çözmez, kilitler. Anlaşamayan üç kardeş yedi şirketteyken en
azından üçe bölünebiliyordu; tek holding çatısı altındayken bölünemez,
birbirine mahkûm olur. Önce anayasa, sonra holding.
Şu maddeler ise “artık zamanı geldi” işaretleridir:
·
En az üç şirketiniz var.
·
İkinci nesil dahil edildiğinde hissedar sayınız
beşi geçecek.
·
Şirketler arasında hisse oranları birbirinden
farklı.
·
Şirketler arası borç-alacak akışını takip
etmekte zorlanıyorsunuz.
·
Bir şirketi satmayı ya da bir şirkete yeni ortak
almayı düşünüyorsunuz.
·
Devir teslimi önümüzdeki on yıl içinde
planlıyorsunuz.
Bu maddelerden üçü sizde varsa holdingleşmeyi gündeminize
alın. Beşi varsa geciktirmişsiniz demektir.
Holding Nasıl Kurulur? Sekiz Adım
1)
Önce mevcut resmi çıkarın. Bütün
şirketler, bütün hisse oranları, bütün çapraz ortaklıklar, bütün kefaletler,
bütün şirketler arası borç-alacak bakiyeleri. Hepsi tek sayfada. Bu tabloyu ilk
kez gören patronların büyük çoğunluğu şaşırır. “Bizde böyle bir şey mi
varmış?” cümlesini defalarca duydum.
2)
Bağımsız değerleme yaptırın. Her şirketin
değeri bilinmeden holdingdeki pay oranları adil kurulamaz. Değeri yüksek
şirkette hissesi düşük olan ortağın, değeri düşük şirkette hissesi yüksek olan
ortakla holdingde nasıl eşitleneceği ancak rakamla çözülür. Gözle, hatırla, “aşağı
yukarı” ile çözülmez.
3)
Hedef hisse yapısını aile içinde konuşun ve
karara bağlayın. En zor adım budur ve teknik değil, insani bir adımdır. Kim
holdingde yüzde kaç olacak? Bu soruyu holdingi kurarken cevaplamazsanız, on yıl
sonra sizin yerinize mahkeme cevaplayacaktır. “Şimdi kuralım, oranları sonra
netleştiririz” cümlesini duyduğumda alarm zilleri çalar.
4)
Holdingi kurun. Anonim şirket olarak
kurulur. Esas sözleşmesinde amacı, başka şirketlere iştirak etmek ve bu
iştirakleri yönetmek olarak yazılır. Esas sözleşmeye hisse devir
kısıtlamalarını, önalım haklarını ve nitelikli çoğunluk gerektiren kararları da
bu aşamada koyun. Aile anayasanızdaki maddelerin hukuken bağlayıcı hale gelmesi
ancak esas sözleşmeye ve ortaklar sözleşmesine işlenmesiyle mümkündür.
5)
Hisseleri holdinge devredin. Kurumlar
Vergisi Kanunu'nun hisse değişimi ve kısmi bölünme hükümleri, belirli şartların
sağlanması halinde bu devrin vergisiz gerçekleşmesine imkân tanır. Şartlar
tekniktir ve hata affetmez. Bu adımı mutlaka bir vergi uzmanı ve bir şirketler
hukuku avukatıyla birlikte planlayın. Yanlış kurgulanmış bir devir, kazanmayı
umduğunuz avantajın kat kat üstünde bir vergi doğurabilir.
6)
Organları kurun. Holding yönetim kurulu,
holding CEO'su veya genel müdürü, yavru şirket genel müdürleri ve icra kurulu.
Kim kime rapor veriyor, hangi karar hangi kurulda alınıyor, imza ve harcama
limitleri ne, hepsi yazılı olsun. Holding Yönetim Kurulu bünyesinde “Denetim
Komitesi”, “Riskin Erken Saptanması Komitesi” ve “Kurumsal Yönetim Komitesi”
gibi ihtisas komiteleri kurulmalıdır. Holding YK'sı operasyonel detay
boğulmalarından bu komiteler sayesinde kurtulur.
7)
Ortak hizmetleri kademeli taşıyın. Hepsini
birden taşımayın. Mali işler ve insan kaynakları ile başlayın; oturduktan sonra
hukuk, bilgi işlem ve satın almayı ekleyin. Bir yılda her şeyi merkeze çekmeye
kalkan gruplarda operasyon tıkanıyor ve holding, çözüm değil şikâyet konusu
haline geliyor.
8)
Aile anayasasını holdinge göre güncelleyin.
Aile anayasanız yavru şirketler için yazılmıştı. Artık holdinge göre yeniden
yazılmalı: hissedarlık artık holding hissedarlığıdır, kariyer yolu artık yavru
şirketten holdinge doğrudur, kâr payı artık holdingden dağıtılır. Bu güncelleme
yapılmazsa anayasa ile yapı birbirine yabancılaşır ve ilk krizde hangisinin
geçerli olduğu tartışılır.
Holdingin En Sinsi Yan Etkisi
Bu bölümü ayrı yazmak istiyorum, çünkü kimse konuşmuyor. Holdingleşme
aileyi şirketlerden uzaklaştırır.
Yapı doğru kurulduğunda aile ferdi artık fabrikaya gitmez,
müşteriyle konuşmaz, üretim hattını görmez. Holdingin yönetim kurulunda oturur,
üç ayda bir rapor okur ve yılda bir kâr payı alır. Bir süre sonra da şirketleri
değil, yalnızca tabloları tanır hale gelir.
Osmanlı hanedanını hatırlayın: hanedan büyüdükçe devleti
besleyen değil, devlet tarafından beslenen bir sınıfa dönüşmüştü. Kötü
kurgulanmış bir holding, aynı dönüşümü üç nesilde yaşatır.
Bunun panzehiri var ve basit: Aile Konseyi, Aile Meclisi,
Gölge Hissedarlar Kurulu ve komiteler holding yapısında daha da hayati hale
gelir. Aile fertlerinin yılda en az bir kez fabrikaları gezmesi, veliahtların
yavru şirketlerde rotasyona girmesi ve genç kuşağın holdingde değil sahada işe
başlaması anayasaya yazılmalıdır. Genç kuzenlerin yavru şirketlerin icra
kurullarında veya Gölge HK'da proje üretmesi, holdingleşmenin yarattığı klimalı
ofis tembelliğini kıran ana köprüdür. Holding çatısını kurarken, ailenin
ayaklarını yere basmasını sağlayan merdiveni de kurun.
Holdingleşmenin Bedeli
Adil olmak için maliyet tarafını da yazayım.
·
Ek sabit gider. Holding ayrı bir
şirkettir; ayrı muhasebesi, ayrı beyannamesi, ayrı kadrosu, ayrı ofisi olur. Bu
maliyeti yavru şirketler öder.
·
Transfer fiyatlandırması riski. Holding,
yavru şirketlere verdiği yönetim hizmeti için fatura kesecektir. Bu bedelin
emsallere uygun olması ve hizmetin gerçekten verildiğinin belgelenmesi şarttır.
Karşılığında bir hizmet dosyası bulunmayan yönetim bedeli faturası sizi
korumaz, yakar. Örtülü kazanç dağıtımı eleştirisi aile holdinglerinin en sık
karşılaştığı vergi incelemesi konularından biridir.
·
Denetim yükümlülükleri. Holdingler zaman
zaman ölçekten bağımsız olarak bağımsız denetim kapsamına alınmıştır. Güncel
kapsamı mali müşavirinize teyit ettirin.
·
Karar süreçleri yavaşlar. Aile şirketinin
en büyük doğal avantajı hızdır. Holding bu hızı bir miktar azaltır. Bunu
bilerek, göze alarak yapın; sonra “eskiden bir günde karar verirdik”
diye yakınmayın.
En Sık Yapılan Sekiz Hata
1)
Unvan için holding kurmak. Tabelaya yazmak için
kurulan holding, yalnızca masraf üretir.
2)
Kurumsallaşmadan önce holdingleşmek. Sıra
yanlış. Önce kurallar, sonra çatı.
3)
Hisse oranını konuşmadan holding kurmak.
Ertelenmiş her yüzde tartışması faiziyle geri döner.
4)
Çapraz kefaletleri temizlememek. Risk yalıtımı
için kurulan yapı, kefaletler yüzünden hiçbir şeyi yalıtmaz.
5)
Holdinge işi olmayan aile fertlerini doldurmak.
Holding, aile fertlerinin makam kapmacası için kurulmuş bir istihdam bürosu
değildir. Bu hatayı yapan gruplarda holding, iş üreten değil iş yavaşlatan bir
katmana dönüşüyor.
6)
Yönetim kurulu başkanı ile CEO'yu aynı kişi
yapmak. Bunu her makalemde söylüyorum, burada bir kez daha söyleyeyim:
denetleyen ile denetlenen aynı kişi olamaz.
7)
Yavru şirket yönetim kurullarını kâğıt üstünde
bırakmak. Holding kurdunuz diye yavru şirketlerin kurulları gereksizleşmez; tam
tersine, holdingin gözü kulağı onlardır.
8)
Aile anayasasını güncellememek. Eski anayasa,
yeni yapıda işlemez.
Türkiye'den Bakınca
Türkiye'nin en uzun ömürlü aile gruplarının neredeyse tamamı
bir noktada holdingleşti. Koç Holding 1963'te, Sabancı Holding 1967'de kuruldu.
Eczacıbaşı, Yaşar, Doğuş ve daha pek çok grup aynı yolu izledi.
Buradaki asıl ders, holding kurmuş olmaları değil; holdingi
ne zaman kurduklarıdır. Bu ailelerin hiçbiri tek şirketliyken holding kurmadı.
Şirket sayısı arttıktan, aile büyüdükten ve nesil geçişi ufukta göründükten
sonra kurdular. Yani holding onlar için bir başlangıç hamlesi değil, büyümenin
doğal sonucuydu.
İkinci ders daha önemli: bu grupların hemen hepsinde
holdingleşme ile aile anayasasının yazılması birbirine yakın dönemlere denk
gelir. Çünkü ikisi aynı ihtiyacın iki yüzüdür. Holding “mülkiyet kimde”
sorusunu cevaplar; aile anayasası “bu mülkiyetle nasıl davranacağız”
sorusunu.
Bir de madalyonun öteki yüzü var. Holding kurmuş olup da
dağılan gruplar da gördük. Holding, dağılmaya karşı sigorta değildir. Yalnızca
dağılmayı zorlaştıran ve pahalı hale getiren bir yapıdır. Zorlaştırmak da az
şey değildir; pek çok aile, ayrılmanın maliyetini gördüğü için oturup konuşmayı
tercih ediyor.
Son Söz
Holding bir çatıdır. Çatı, altındaki evin duvarlarını
güçlendirmez. Yalnızca yağmurdan korur. Duvarlar çürükse, dünyanın en güzel
çatısı bile o evi ayakta tutmaz.
Önce duvarlar: kurumsallaşma, liyakat, kurullar, aile
anayasası, yazılı kurallar. Sonra çatı: holding. Bu sırayı tersine
çeviren aileler, yağmur yağdığında çatının altında değil, çatının enkazının
altında kalıyor.
Üç yıl önce söz vermiştim, bugün yazdım. Siz de
holdingleşmeyi üç yıl ertelemeyin.
Not: Bu makalede yer alan vergi ve mevzuat başlıkları
genel çerçeve niteliğindedir ve sık sık değişmektedir. Hiçbir adımı bu makaleye
dayanarak atmayın; her aile ve her yapı kendine özgüdür. Mutlaka bir mali
müşavir, bir vergi uzmanı ve bir şirketler hukuku avukatıyla birlikte çalışın.
Ek okuma önerilerim: Aile
Şirketlerinde Kurumsallaşma (2017), Aile
Kurulları (2017)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder