30 Ağustos 2022 Salı

İyi Bir Aile Anayasası Nasıl Olmalıdır?

 

On sekiz yıldır yüzlerce şirkete danışmanlık yaptım; bunların önemli bir kısmı aile şirketlerine aitti. Dışarıdan bakan biri, kan bağıyla kurulan bu yapılarda ortakların birbirine daha bağlı, hoşgörülü ve adil davranacağını düşünebilir. Oysa gerçek çoğu zaman tam tersiydi. Söylemlerdeki pembe tabloların ardında; duruma göre esnetilen ilkeler, çifte standartlar ve bastırılmış haksızlıklar birikiyordu.

 

Sonuç mu? Birbiriyle konuşmayan eltiler, birbiriyle yarışan kuzenler ve düşmanlaşan kardeşler... Çatırdayan bir ailenin gölgesinde, kendi potansiyelini öğüten şirketler gördüm.

 

Bu yakıcı tablonun bir danışman olarak hareket alanımı ve başarımı da sınırladığını fark ettiğimde, masaya net bir çözüm koymaya başladım: Aile Anayasası.

 

Bugüne kadar 20’ye yakın aileyle ilmek ilmek işleyerek bu metinleri hazırladık. Tecrübeyle sabittir ki; hazırlık süreci ne kadar derinleşir, maddeler ne kadar tartışılırsa, anayasa o kadar içselleştiriliyor.

 

Ancak tek bir şartla: Anayasanın “birbirimize dürüst ve adil davranacağız” gibi temenni dolu edebiyat cümlelerinden ibaret kalmaması; ailenin ve işin kanayan yaralarına neşter vuracak somut kurallar içermesi gerekiyor.

 

Her aile şirketinde farklı tecrübeler yaşandığı için hazırladığım her aile anayasası birbirinden daha güçlü ve daha sorunları çözer hale geldi.

 

İşte bu makale aile anayasası hazırladığım şirketlerden edindiğim 18 yıllık tecrübenin ışığında iyi bir aile anayasasının içeriğinde neler olması gerektiğine dair olacak.  

 

İyi bir aile anayasası, ailenin henüz yaşamadığı anlaşmazlıkları öngörüp, yaşandığında nasıl çözüleceğini önceden yazıya dökmesidir. Bir kural kitabı değil, bir aile sözleşmesidir. Şirketin değil, ailenin kendi kendine koyduğu sınırların belgesidir.

 

1. Neden Bu Kadar Önemli?

Her aile şirketi eninde sonunda şu sorularla yüzleşir: Kim ne kadar maaş alacak? Hangi evlat şirkete girebilir? Kardeşlerden biri çalışmıyor ama kar payı alıyor, bu adil mi? Genel müdürü kim seçecek? Büyük ortak küçük ortağa haber vermeden yatırım kararı verdi, ne olacak? Patronun kızı şirkete girmek istiyor ama gelini de istiyor, kim öncelikli? Babası öldü, hisseler kime kalıyor?

 

Bunların hepsi kaçınılmaz sorulardır. Fark şurada: bu sorular önceden yazılmışsa cevap vermek kolaylaşır, anlaşmazlık küçük kalır. Yazılmamışsa her soru bir kavgaya dönüşür, her kavga bir yaraya, her yara zamanla bir dağılmaya.

 

Türkiye'de aile şirketlerinin yalnızca yüzde otuzu ikinci nesle geçebiliyor. Üçüncü nesle geçenler ise yüzde on beş civarında. Bu şirketlerin büyük çoğunluğu finansal başarısızlık yüzünden değil, aile içi çatışmalar yüzünden dağılıyor. Ve bu çatışmaların büyük bölümü, herkesin bildiği ama kimsenin yazmaya cesaret edemediği konularda çıkıyor.

 

İşte aile anayasası tam da bu yüzden gerekli. Kolay olanı yazmak değil. Zor olanı yazmak için ailenin bir araya gelmesi, dürüstçe konuşması ve üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu sürecin kendisi bile aile anayasasından daha değerli.

 

2. Kimler Hazırlamalı?

Aile anayasasını bir danışman yazamaz. Bir avukat da yazamaz. Yazan kişi onu benimseyen kişi olmadığında, belge imzalanır ama içselleştirilmez.

 

Aile anayasasını aile hazırlamalıdır. Danışman süreci yönetebilir, kolaylaştırabilir, eksik kalan konuları hatırlatabilir, formatı düzenleyebilir. Ama içeriği aile üyeleri tartışarak, müzakere ederek ve üzerinde uzlaşarak oluşturmalıdır.

 

Hazırlama sürecine kimler dahil edilmeli?

Tüm hissedarlar dahil edilmelidir. Hissesi büyük hissesi küçük fark etmeksizin. Hissedar olmayan ama gelecekte hissedar olacak veliahtlar ise belirli bir aşamadan sonra sürece dahil edilebilir. Bu hem onları hazırlar hem de anayasaya gerçek bir bağlılık duymasını sağlar.

 

Eşler ve gelinler-damatlar bu sürecin içinde olmamalıdır. Görüşleri alınabilir, bilgilendirilebilirler. Ama kararları hissedarlar verir. Eşlerin ve gelinlerin anayasa toplantılarına dahil edilmesi, sürecin duygusallığa ve taraf tutmaya kaymasına yol açar. Bunu defalarca yaşadım.

 

Eşler karar masasında olmamalıdır; ancak toplantı sonrasında evde fırtına kopmaması için süreç hakkında doğru bilgilendirilmeli, kaygıları 'ortak olan eş' kanalıyla dinlenmelidir.

 

3. Ne Zaman Hazırlanmalı?

En iyi zaman, şu andır. Yani henüz büyük bir kavga çıkmamışken, herkes hâlâ birbirini seviyorken, şirket büyüme dönemindeyken.

 

En kötü zaman ise kriz anıdır. Kardeşler birbirine girmiş, avukatlar devreye girmiş, mahkemeler gündemdeyken yapılan aile anayasaları genellikle tutmuyor. Çünkü o aşamada herkes masaya kendi pozisyonunu güçlendirmek için oturuyor, uzlaşmak için değil.

 

“Biz birbirimizle anlaşıyoruz, bize ne gerek var” diyenlere şunu söylerim: tam da şu anda anlaşıyorsanız yazın. Anlaşamadığınız zaman yazmak çok daha zor.

 

Hazırlama süreci en az altı ay, tercihen bir yıl almalıdır. Aceleyle yapılan aile anayasası, aceleyle imzalanır ve aceleyle unutulur. Süreç boyunca aile toplantıları yapılmalı, konular tartışılmalı, herkesin fikirlerine yer verilmeli ve üzerinde gerçekten uzlaşılmalıdır.

 

4. İyi Bir Aile Anayasası Ne İçermeli?

Şimdi asıl soruya geliyoruz. Aile anayasasında olması gereken konular her aile için farklılık gösterebilir. Ama 18 yıllık danışmanlık tecrübemde neredeyse tüm aile şirketlerinde karşılaştığım ve yazılı hale getirilmesi şart olan konuları paylaşacağım.

 

4.1 Aile Değerleri ve Vizyon

Anayasa bu bölümle başlamalıdır. Şirketinizi neden kurduğunuz, aileniz için ne ifade ettiği, nesiller boyu neyi yaşatmak istediğiniz. Bu değerler soyut kalmamalı; somut davranışlarla tanımlanmalıdır.

 

Örneğin “dürüstlük” bir değerse, dürüstlüğün bu ailede ne anlama geldiği açıklanmalıdır: “Bir hatayı öğrendiğimizde önce ortaklarımıza bildiririz, saklamayız.” “Müşteriye söz verdiğimizde zarar etsek bile tutarız.” Soyut değerler değil, somut davranış taahhütleri.

 

Vizyonun da net olması gerekir. “Büyümek istiyoruz” herkesin söylediği şeydir. “2035'e kadar ikinci bir sektöre girmek istiyoruz” ya da “şirketi aile içinde tutmak, satmamak istiyoruz” daha anlamlıdır. Vizyon üzerinde zaten anlaşamıyorsanız, anayasadan önce onu çözmeniz gerekiyor.

 

4.2 Aile Fertlerinin Şirkette Çalışma Koşulları

Bu bölüm pek çok ailenin en çok tartıştığı ve en çok ihtiyaç duyduğu bölümdür. Kim şirkete girebilir? Hangi koşullarda?

 

Net yazılması gereken kurallar şunlardır:

·         Asgari eğitim koşulu: Aile şirketine girmek isteyen aile ferdi en az üniversite mezunu olmalıdır.

·         Dış deneyim zorunluluğu: Şirkete girmeden önce aile şirketi dışında en az iki yıl, tercihen kurumsallaşmış bir firmada çalışmış olmalıdır. Bu madde kağıt üzerinde çok tartışılır ama uygulanamaz diye düşünülür. Oysa bu şartı aile anayasasına koyup uygulayan şirketlerde veliahtların aile şirketine katkısının çok daha yüksek olduğunu gözlemledim.

·         İşe giriş pozisyonu: Aile ferdi şirkete en alt pozisyondan başlar. “Patron oğlu” ya da “patron kızı” olarak gelmez, bir pozisyon için başvurur ve o pozisyonun gerekliliklerini karşılar.

·         Terfi kriterleri: Terfi yaşa ve aile bağına değil, performansa göre yapılır. Performans kriterleri önceden tanımlanmış olmalıdır.

·         Eş ve gelinlerin durumu: Hissedar olmayan eşler, gelinler ve damatların şirkette istihdam edilip edilmeyeceği açıkça yazılmalıdır. Tavsiyem yazmamak yönündedir; ama aileniz bu konuda farklı düşünüyorsa kuralları en baştan netleştirin.

 

4.3 Ücret ve Gelir Politikası

Para, aile şirketlerindeki anlaşmazlıkların en büyük kaynağıdır. Ve çoğu zaman bu anlaşmazlık ücretin miktarından değil, belirsizliğinden kaynaklanır.

 

Anayasada şu üç gelir kaleminin net tanımlanması gerekir:

·         Baz maaş: Tüm hissedarların hisse oranlarından bağımsız olarak aldığı eşit temel maaş. Bu, “ben daha çok çalışıyorum” tartışmalarının önüne geçer.

·         Görev ücreti: Şirkette aktif görev üstlenen hissedara, üstlendiği pozisyona uygun olarak ayrıca ödenen ücret. Şirkette çalışmayan hissedar bu ek ücreti almaz.

·         Kar payı: Hisseleri oranında dağıtılan yıllık ya da dönemsel kar payı. Ne zaman dağıtılacağı, hangi oran üzerinden hesaplanacağı, hangi durumda dağıtılmayacağı (örneğin büyük yatırım yıllarında) önceden yazılmış olmalıdır.

 

Bu üçü dışında hissedar şirketten para çekemez. Şirket araçlarını, personelini, olanaklarını kişisel işleri için kullanamaz. Bu kural kağıt üzerinde basit görünür ama uygulanması gerçekten zordur. Uygulanmadığında ise kıskançlıkların, suçlamaların ve güvensizliğin en büyük kaynağına dönüşür.

 

Bir aile şirketini dışarıdan gelen krizler değil, çoğunlukla aile fertlerinin şahsi finansal savurganlıkları ve hukuki riskleri batırır. İyi bir aile anayasası, üyelerin şahsi borçlanmalarına ve mülkiyet risklerine net kırmızı çizgiler çekmelidir. Örneğin; bir aile ferdinin üçüncü şahıslara kefil olması yasaklanmalı, şahsi kredi kartı veya borç toplamı maaşının belirli bir katını (örneğin 10 katını) aşmamalıdır. Aksi takdirde icra kapıya dayandığında o şirketlerin kredibilitesi de yerle bir olur.

 

4.4 Hisse Yapısı ve Devir Kuralları

Bu bölüm anayasanın en teknik kısmıdır ve bir hukuk uzmanıyla birlikte yazılması gerekir. Ama içeriğine ailenin karar vermesi şarttır.

 

Yazılması gereken sorular şunlardır: Hisseler bugün kimlerde, ne oranda? Bir hissedar hissesini satmak isterse önce diğer hissedarlara mı teklif etmek zorunda? Hangi koşullarda hisse şirket dışına çıkabilir? Bir hissedar vefat ederse hissesi kime kalır, bu kişi anayasadaki kurallara tabi olacak mı? Boşanma durumunda eşe hisse geçer mi, geçerse nasıl yönetilir?

·         Boşanma durumunda şirket hisselerinin parçalanmasını veya dışarıdan üçüncü kişilerin (eski eşlerin) ortak olmasını engellemek adına, anayasaya entegre edilecek zorunlu Mal Ayrılığı / Evlilik Sözleşmesi protokolü, ailenin serveti için hayati bir sigortadır.

 

Bu sorular rahatsız edici gelebilir. Ama şunu biliyorum: bu sorulara cevap vermenin rahatsız edici olduğunu düşünen aileler, ilerleyen yıllarda bu sorulara mahkemede cevap vermek zorunda kalıyor.

 

Unutulmamalıdır ki, Türk Ticaret Kanunu açısından aile anayasası tek başına hukuki bir yaptırım gücüne sahip değildir. Bu belgenin rafta duran iyi niyetli bir temenni olarak kalmaması için anayasada aldığınız kararların; Şirket Esas Sözleşmesi ve tüm ortakların imzalayacağı Ortaklar Sözleşmesi (SHA) ile hukuken evlendirilmesi, bağlayıcı maddeler haline getirilmesi şarttır.

 

4.5 Karar Alma Mekanizmaları

Kim hangi kararı alır? Hangi kararlar tüm hissedarların onayını gerektirir? Hangi kararlar Yönetim Kurulu'nda alınır? Hangi kararlar genel müdürün yetkisindedir?

 

Yazılı olmayan yetki sınırları, aile şirketlerindeki en büyük sürtüşme noktalarından biridir. “Ben karar verdim, neden itiraz ediyorsun?” ile “Neden bana danışmadan karar aldın?” kavgası, iş bölümü ve yetki sınırları netleştirilmeden çözülmez.

 

Örnek bir çerçeve:

·         Hissedarlar Kurulu onayı gerektiren kararlar: Yeni yatırım, gayrimenkul alımı, büyük borçlanma, şirketin tamamının ya da bir bölümünün satışı, yeni ortak kabulü, aile anayasasının değiştirilmesi.

·         Yönetim Kurulu onayı gerektiren kararlar: Yıllık bütçe, genel müdür ataması ve görevden alınması, yeni ürün hattı ya da pazar kararları, üst düzey yönetici istihdamı.

·         Genel müdürün tek başına alabileceği kararlar: Onaylanmış bütçe dahilindeki tüm operasyonel kararlar.

 

4.6 Aile Kurulları ve Toplantı Düzeni

Hangi kurullar oluşturulacak, kimler katılacak, ne sıklıkla toplanacak? Bu bölüm uygulamada en çok ihmal edilendir. Oysa aile ile şirket arasındaki sınırların sağlıklı çizilebilmesi ve aile içi iletişim kanallarının açık tutulması için görev alanları netleştirilmiş üç temel kurulun varlığı şarttır:

·         Hissedarlar Kurulu: Sadece resmi ortakların yer aldığı, şirkete ve aileye dair en tepe kararların alındığı, haftalık veya aylık toplanan nihai karar merciidir.

·         Aile Konseyi: Hissedarlar ve onların belli bir yaşın (örneğin 15 yaş) üzerindeki çocuklarının (veliahtların) katıldığı kuruldur. Yılda 2 kez toplanan bu konseyin temel amacı; gençleri şirket vizyonuna hazırlamak, onların fikirlerini dinlemek, kişisel ve mesleki gelişimlerini takip etmektir. Genç kuşakların kendilerini "oyunun dışında" hissetmemeleri ve kurumsallaşmayı öğrenmeleri için en değerli kuluçka merkezidir.

·         Aile Meclisi: Hissedarlar, varisler, eşler, gelinler ve damatların bir araya geldiği daha geniş, sosyal nitelikli kuruldur. Yılda 1 kez (tercihen yatılı bir hafta sonu organizasyonuyla) toplanır. Amacı; tüm aileyi bir araya getirmek, şirketin gidişatı hakkında genel bilgilendirme yaparak koridor sohbetlerinin ve kulaktan kulağa yayılan dedikoduların önüne geçmektir.

 

Ayrıca aile anayasasına sadece "Kurullar her ay toplanacak" yazmak yeterli değildir. Toplantı gündemini kimin hazırlayacağı, kararların nasıl tutanağa bağlanacağı, katılımın zorunlu mu yoksa isteğe bağlı mı olduğu da açıkça belirtilmelidir.

 

Bunun yanı sıra gençlerin sorumluluk alıp proje yönetmeyi öğrenmeleri adına anayasa kapsamında Aile Komiteleri (Gelişim, Etik, Sosyal Yardım vb.) ve varislerin kendi aralarında istişare edeceği bir Gölge Hissedarlar Kurulu kurgulamak, geleceğin liderlerini bugünden yetiştirmenin en sağlıklı yoludur. Sadece 'dinleyici' değil, 'oyuncu' oldukları bir sistem kurulmadığı sürece, genç nesil ya şirketten kopar ya da kriz anında yıkıcı bir yabancılaşma baş gösterir.

 

Düzenli toplanmayan bir aile kurulu kağıt üzerinde var olan ama pratikte işlemeyen bir yapıdır. Ve işlemeyen yapılar zamanla güven kaybına ve kurumsal erozyona yol açar.

 

4.7 Aile Fertlerinin Birbirlerine Karşı Davranış İlkeleri

Bu bölümü küçümsemeyin. Pek çok aile anayasası bu bölümü hiç içermiyor ya da birkaç satırla geçiştiriyor. Ama aile şirketlerinin dağıldığı anlaşmazlıkların büyük bölümü iş konularından değil, ilişki kalitesinden kaynaklanıyor.

 

Yazılabilecek davranış ilkeleri:

·         Bir ortağa ait şikâyeti o ortağın yüzüne söyleriz, arkasından değil. Varsa söylenecek bir şey, Hissedarlar Kurulunda söylenir.

·         Bir ortağımız hata yaptığında, bunu ortamı gererken değil, yapıcı bir dille ve baş başa dile getiririz.

·         Eşlerimizi ve çocuklarımızı iş anlaşmazlıklarına dahil etmeyiz. Bu kararları koridor sohbetlerinde değil, kurullarda alırız.

·         Gelinler ve damatlar şirket içi kararları etkilemez; şirketin mali bilgileri aile dışına sızdırılmaz.

 

Bu ilkeler anayasaya yazdığınızda, ilk ihlalde birileri o sayfayı açıp okuyacaktır. Bu, sözlü kültüre kıyasla çok daha güçlü bir hatırlatıcıdır.

 

4.8 Anlaşmazlık Çözüm Süreci

Anlaşmazlık çıkmayacağını uman aile anayasaları işe yaramaz. İyi bir anayasa anlaşmazlığın çıkmayacağını değil, çıktığında nasıl çözüleceğini yazar.

 

Tipik bir anlaşmazlık çözüm basamakları şöyle kurgulanabilir: Taraflar önce birebir konuşur. Çözüme ulaşamazlarsa, Hissedarlar Kurulu gündemine alınır. Orada da çözüme ulaşamazlarsa, dışarıdan tarafsız bir arabulucu davete edilir. Arabuluculuk da sonuç vermezse hukuki yollara başvurulur. Bu basamakları atlamak, doğrudan avukata gitmek anayasaya aykırı kabul edilir.

 

Bu maddeler yazılıyken tuhaf gelir. “Bize arabulucu mu gerekiyor?” diye sorulur. Ama anlaşmazlık yaşandığında, bu basamaklar hem yavaşlatıcı hem de soğutucudur. Panikle alınan kararları önler.

 

Anlaşmazlık çıkmamasını beklemek koca bir yanılgıdır; asıl maharet, kriz patlak verdiğinde kimin ne yapacağını önceden yazılı hale getirmektir. İyi bir aile anayasası; ekonomik daralmaları, hukuki soruşturmaları, itibar linçlerini, iş sağlığı kazalarını ve hatta aile içi trajik krizleri (boşanma, vefat, bağımlılık vb.) önceden kategorize eden bir Kriz Yönetimi ve Acil Eylem Planı içermelidir. Kriz anında kimin yetkili olduğu, komitenin kimlerden oluşacağı ve avukatın masaya ne zaman oturacağı o an panikle değil, anayasada soğukkanlılıkla yazılmış olmalıdır.

 

4.9 Liderlik ve Yönetim Devri

Kim ne zaman emekli olur? Liderlik bir sonraki nesle nasıl devredilir? Hangi yaşta devir beklenir? Devredenin şirketteki rolü ne olacak?

 

Bu sorulara cevap verilmemiş aile anayasaları, nesil geçişinin en zor anında işlevsiz kalır. Halbuki tam da o an en çok ihtiyaç duyulan belgedir.

 

Önerdiğim çerçeve: Hissedarlar Kurulu, liderlik devrini en geç birinci nesil 65 yaşına geldiğinde başlatır. Devir en fazla üç yıl içinde tamamlanır. Bu süreçte birinci nesil danışman sıfatıyla aktif kalır ama operasyonel kararlar ikinci nesle aittir. 70 yaşından sonra yönetim kurulu başkanlığı da devredilir.

 

Bu rakamları değiştirebilirsiniz. Ama yazılmamış bir devir takvimi, “henüz hazır değil” bahanesiyle sonsuz ötelenir.

 

4.10 Aile Anayasasının Güncellenmesi

Bir aile anayasası canlı bir belgedir. Şirket büyüdükçe, yeni nesil devreye girdikçe, koşullar değiştikçe güncellenmesi gerekir.

 

Her yıl gözden geçirilmesi önerim. Bu gözden geçirmede neyin iyi çalıştığı, neyin çalışmadığı ve yeni eklenmesi gereken konular tartışılır. Güncelleme de tıpkı ilk hazırlanma gibi tüm hissedarların katılımıyla yapılır.

 

Şunu asla unutmamak gerekir: Aile anayasası bir müze belgesi değildir; kasaya kilitlenip unutulacak bir kutsal emanet hiç değildir. Şirket büyür, yeni nesil yetişir, evliliklerle aile genişler, piyasa koşulları değişir... Dolayısıyla anayasa, ailenin ve işin nefes alıp vermesine eşlik eden yaşayan bir rehberdir.

 

Sahada bizzat tecrübe ettiğim üzere; en az yılda bir kez (veya en geç iki-üç yılda bir) masaya oturulup bu metnin üzerinden geçilmelidir. 'Neyi iyi uyguladık, neresi aksadı, yeni şartlara göre hangi maddeyi ekleyip çıkarmalıyız?' soruları dürüstçe tartışılmalıdır. Zamanın ruhuna göre güncellenmeyen, esnemeyen ve revize edilmeyen bir anayasa, ilk büyük fırtınada kırılmaya mahkûmdur.

 

Bu gözden geçirme toplantıları da tıpkı ilk hazırlanma süreci gibi tüm hissedarların katılımıyla yapılmalı, kararlar tutanağa bağlanıp anayasanın yeni versiyonu (Versiyon 2, Versiyon 3 gibi) imzalanarak yürürlüğe sokulmalıdır.

 

5. Hazırlama Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Süreci ciddiye alın, belgeyi değil. Aile anayasasının asıl değeri, tamamlanmış belgenin içinde değil, hazırlanma sürecinde yürütülen tartışmalardadır. O tartışmalar sırasında aileler çoğu zaman ilk defa birbirinin gerçek beklentilerini, kaygılarını ve çizgilerini öğrenir. Bu deneyim tek başına bile anayasayı değerli kılar.

 

Tartışmalardan kaçmayın. Hazırlama sürecinde en çok anlaşmazlık çıkan konular, tam da anayasaya en çok yazılması gereken konulardır. “Bu konu çok hassas, şimdi açmayalım” diyerek ertelenen her madde, ileride bir krizin fitilini hazırlar.

 

Danışmandan değil, aile fertlerinden gelen cümleler olsun. Danışmanın yazdığı anayasayı aile benimser, ama sahiplenmez. Cümleler ailenin kendi ağzından çıkmışsa, tartışmalar ailenin kendi masasında yapılmışsa, anayasa bir taahhüde dönüşür.

 

İmza şart. Anayasa tüm hissedarlar tarafından imzalanmalıdır. İmzasız belge, bağlayıcılığı tartışmalı kalır. İmzalamak istemeyen varsa, neden istememediği anlaşılmadığı sürece süreç tamamlanmış sayılmaz.

 

İhlallere tepki gösterin. Aile anayasasının en kritik testi, ilk ihlalden sonra ne olduğudur. İhlal görmezden gelinirse, anayasanın kağıt üzerinde kaldığı mesajı tüm aile tarafından alınır. Bu yüzden her ihlal, küçük de olsa, Hissedarlar Kurulunda gündeme alınmalıdır.

 

6. Sık Yapılan Hatalar

Bizim ailede bunlara gerek yok.” Bu cümleyi söyleyen aile şirketleri, birkaç yıl sonra ya bu cümleyi söylemediklerini inkar ediyor ya da artık konuşacak durumda olmadıkları için hiç gündeme getiremiyor.

 

Yazdık, çıktı aldık, herkese dağıttık.” Dağıtmak uygulamak değildir. Anayasa yaşayan bir süreçle desteklenmiyorsa belge olmaktan öteye geçmez.

 

Zamanımız yok şu an.” Şu an zamanınız yoksa, kriz patlak verdiğinde hiç zamanınız olmayacak. En verimli yatırım, henüz ihtiyaç duymadığınız ama yarın kesinlikle duyacağınız şeye bugün zaman ayırmaktır.

 

Büyüğüm, ben karar veririm.” Hissedarlar Kurulu oylamayla karar alır. Aile anayasasının kendisi de bu anlayışla hazırlanır. Hazırlama sürecini tek kişi yönetiyorsa, o süreçten çıkan belge de tek kişinin anayasası olur.

 

7. Son Söz

Aile anayasası hazırlamak, aileyi bir arada tutmanın garantisi değildir. Ama hazırlamamak, dağılmayı neredeyse garantiler.

 

18 yıl boyunca gördüklerimin özeti şu: yazılı kuralları olan aile şirketleri anlaşmazlıklardan daha sağlıklı çıkıyor. Yazısız çalışanlar ise ya dağılıyor ya da dağılmamak için her gün biraz daha yıpranıyor.

 

Aile anayasası bir korku belgesi değildir. Birbirinize güvenmediğinizin kanıtı da değildir. Tam tersine, birbirinize o kadar değer veriyorsunuz ki, bu ilişkiyi tesadüflere bırakmak istemiyorsunuz demektir.

 

Bugün hâlâ birbirinizi seviyorsanız, şimdi yazın. Sevgi soğuduğunda yazmak çok daha zor.

 

 

 

 

Ek okuma önerisi: https://ailelervesirketleri.blogspot.com/2018/01/aile-sirketlerinin-basars-ve-devamllg.html

 

 

 

Gönülsüz Veliahtlar: İşi Değil, Kendi Hayatını İsteyen Evlatlar

  Bir önceki makalemde aile şirketinde çalışmak isteyen ve aile şirketinin yönetimine talip oğulların aile şirketini henüz devretmeye hazı...