Aile şirketleri üzerine yazılan kitaplarda, çekilen
eğitimlerde ve yapılan danışmanlıklarda en az konuşulan konu boşanmadır.
Herkes veliaht yetiştirmekten, yönetim kurulu kurmaktan, aile anayasasından söz
eder. Ama “ya bir ortak boşanırsa ne olur?” sorusu çoğunlukla gündeme
gelmez.
Gelmez; çünkü konuşmak rahatsız edicidir. Bir kişinin
evlilik sorununu iş masasına taşımak ayıp gibi gelir. Ya da “bizim ailede
boşanma olmaz” inancıyla görmezden gelinir.
Ama boşanma olur. Türkiye'de her üç evlilikten biri
boşanmayla sonuçlanıyor. Aile şirketlerindeki hissedarlar da bu istatistiğin
dışında değil.
Danışmanlık yaptığım şirketlerde boşanmanın yarattığı hasarı
defalarca gördüm. Kimi zaman bir kurucu boşandı ve eşi mahkeme kanalıyla
şirketin değerlemesini istedi. Kimi zaman veliahdın evliliği bitti ve
hisselerin akıbeti belirsizleşti. Kimi zaman da boşanma süreci yıllarca sürdü,
şirket o yıllar boyunca adeta donduruldu; kritik kararlar alınamadı, yatırımlar
ertelendi, çalışanlar taraf seçmeye zorlandı.
Boşanma yalnızca bir aile meselesi değildir. Şirkete ortak
olan ya da ortak olacak birinin boşanması, şirketi de etkiler. Bazen derinden.
Bu yazı o etkiyi ve alınabilecek önlemleri anlatıyor.
1. Türk Hukuku Ne Diyor?
Boşanmanın aile şirketini nasıl etkilediğini anlamak için
önce hukuki çerçeveye bakmak gerekiyor. Hukuk bizi doğrudan bağlıyor ve çoğu
aile şirketi sahibi bu çerçevenin farkında değil.
Türk Medeni Kanunu'na göre evliliklerde iki temel mal rejimi
vardır:
·
Edinilmiş mallara katılma rejimi:
2002'den bu yana yasal olarak geçerli olan varsayılan rejimdir. Çiftin evlilik
süresince birlikte elde ettiği mallar “edinilmiş mal” sayılır ve boşanmada
eşler arasında eşit paylaşılır. Yani hisselerin yarısı eşe geçebilir.
·
Mal ayrılığı rejimi: Çiftlerin noterde
imzaladığı bir evlilik sözleşmesiyle seçtiği rejimdir. Bu rejimde her eş
yalnızca kendi adına kayıtlı maldan sorumludur. Boşanmada karşı tarafa geçen
herhangi bir mal yoktur.
Evlilik sözleşmesi imzalanmamışsa, yasal rejim olan
edinilmiş mallara katılma rejimi otomatik olarak geçerlidir.
Şirket hisseleri ne zaman edinilmiş mal sayılır? Evlilik
öncesinde sahip olunan hisseler kişisel maldır ve boşanmada bölüşülmez. Ama
evlilik süresince elde edilen hisseler (miras ve bağış yoluyla gelenler hariç)
edinilmiş mal sayılabilir. Burada gözden kaçan kritik bir ayrıntı var: hisseniz
evlilik öncesinden gelse bile, evlilik süresince o hisseden elde ettiğiniz kâr
payları ve şahsi hesabınıza aktardığınız temettüler edinilmiş mal sayılabilir.
Yani eş, hissenin kendisine değil ama evlilik süresince hisseden elde edilen
getirinin yarısına ortak olabilir.
Hissenin Kendisi mi, Değeri mi?
Burada sık yapılan bir yanlışı düzeltmek gerekiyor.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde mesele çoğu zaman hissenin yarısının
doğrudan eşe devredilmesi değildir. Asıl mesele, boşanma sonrasında eşin talep
edebileceği katılma alacağının hesaplanmasıdır.
Dolayısıyla eşin şirket hissesi üzerinde ekonomik bir hak
iddia etmesiyle, şirketin doğrudan ortağı hâline gelmesi aynı şey değildir.
Aile şirketleri açısından risk yalnızca "eski eş ortak olacak mı?"
sorusundan ibaret değildir. Asıl risk, hisselerin ekonomik değerinden
kaynaklanan bir alacağın ortaya çıkması ve bunun nasıl finanse edileceğidir.
Değerli olmak başka, likit olmak başka şeydir. Şirket
kâğıt üzerinde yüz milyonlarca lira değerinde olabilir; ama kasasında bu
değerin küçük bir bölümü bulunabilir. Boşanma mahkemeye taşındığı anda şirket,
dava dosyasının bir eki hâline gelir. Ve o dosya kapanana kadar her karar bu
gölgenin altında alınır.
2. Üç Farklı Senaryo, Üç Farklı Tehlike
Boşanmanın aile şirketini nasıl etkilediği, kimin
boşandığına göre farklılaşır. En sık karşılaştığım üç senaryoyu ayrı ayrı ele
alayım.
Senaryo 1: Patron Boşanıyor
Şirketi kuran ya da devralan
patron boşandığında, eş genellikle şirketin değerlenmesini talep eder. Mahkeme
bir bilirkişi atar. Bilirkişi şirketin finansal tablolarını inceler, geçmiş yıl
kârlarını analiz eder, rayiç değeri hesaplamaya çalışır. Bu süreçte şirketin iç
bilgileri, müşteri ilişkileri, borç yapısı, hatta gizli tutulmak istenen bazı
bilgiler gün yüzüne çıkabilir.
Patron bu süreçte hem boşanma
davasıyla hem şirketle ilgilenmek zorundadır. Konsantrasyonu bölünmüştür.
Şirketle ilgili her karar "boşanma sürecini etkiler mi?"
sorusuyla sorgulanır hâle gelir.
Eşin şirkette payı olduğu
anlaşılırsa iki yol açılır: ya o pay nakde çevrilir (şirket borç altına girer
ya da başka varlıklar elden çıkarılır) ya da eş hissedar olur. İkincisi,
patronun en az isteyeceği sonuçtur. Danışmanlık yaptığım bir şirkette bu tam
yaşandı. Kurucu boşandı, eşi şirketin yüzde yirmi beşine hak kazandı, nakit
değil hisse istedi. Yıllarca o hisseyi elinde tuttu. Her Yönetim Kurulu
toplantısında eski eş, eski karşı taraf olarak masada oturuyordu. Şirketi felç
eden bir durum.
Senaryo 2: Veliahd Boşanıyor
Patron değil, veliaht boşanıyorsa
tablo daha karmaşıktır. Hem ailenin hem şirketin geleceği aynı anda tehlikeye
girebilir. Nesil geçişi süreciyle iç içe geçmiş bir hukuki süreç son derece
yıpratıcıdır.
En tehlikeli senaryo şudur:
veliahtta büyük bir hisse var ve boşanma sürecinde bu hisse üzerinde tedbir
kararı uygulanıyor. Böyle bir tedbir, ortaklık haklarının kullanılmasını ve
hissenin devrini ciddi biçimde zorlaştırabilir. Kritik oy çoğunluğu tek bir
hissedara bağlıysa, bu durum şirketin karar alma mekanizmasını kilitleyebilir.
Boşanmanın en az konuşulan ama en ağır sonuçlarından biri budur.
Üstelik veliahtın boşanması aile
içindeki dengeleri de değiştirir. Diğer aile fertleri taraf seçer. Patron hem
çocuğunu desteklemek hem şirketi korumak hem de aile içindeki gerginliği
yönetmek zorunda kalır.
Senaryo 3: Hissedarın Eşi
Şirkette Çalışıyorsa
Bazı aile şirketlerinde eşler
aktif olarak çalışır. Bu kişiler boşandığında, tablo iki katına ağırlaşır. Hem
hukuki süreç hem insan ilişkisi hem operasyonel süreklilik aynı anda sarsılır.
Boşanma öncesinde şirketteki tüm bilgilere erişimi olan, müşterileri tanıyan,
çalışanlarla ilişkileri olan biri, süreç içinde karşı tarafa geçer.
Çalışanlar da bu süreçten
nasibini alır. Uzun yıllar birlikte çalıştıkları kişiyle nasıl ilişki
kuracaklarını bilemezler. Taraf seçme baskısı hissederler. Ofis içi hava
gerginleşir. Kilit çalışanlar bu çatışmadan uzak durmak için şirketi terk
edebilir. Boşanma, beraberinde bir yetenek kaybını da getirebilir.
3. Boşanmanın Şirkete Getirdiği Görünmez Maliyetler
Hukuki boyutun ötesinde, boşanmanın şirkete getirdiği
görünmez ama çok gerçek maliyetler vardır. Bunlar bilançoda görünmez; ama
şirketi içten eritir.
Karar Felci
Karar felci. Boşanma davası süresince hissedar, her
büyük kararı avukatına danışır hâle gelir. "Bu kararı alırsam eşimin
lehine bir durum mu oluşturur?" Bu sorular meşrudur; ama şirketin
fırsatları beklemez. Rakipler o süre içinde ilerler.
Sadakat bölünmesi. Çalışanlar iki tarafı da tanır.
Kim kimin yanında durmalı? Patron mu, yoksa patronun eşi mi? Taraf seçmek
istemeyenler ortamdan çekilmeye başlar.
Aile içi ittifakların değişmesi. Patronun boşandığı
eşi, ailenin diğer üyeleriyle yakın ilişki kurmuş olabilir. Gelinler, damatlar,
kayınvalideler... Boşanma bu ilişkileri de zorlar. Hissedarlar arasındaki
işbirliği bu gerginliğin altında zayıflar.
4. Alınabilecek Önlemler
Boşanma önlenemez. Ama boşanmanın şirkete etkisi
yönetilebilir. Bunun için önceden bazı adımlar atılması gerekir. Bu adımlar
boşanma sürecinde değil, evlilik devam ederken ve herkes sağlıklı ilişki
içindeyken atılır.
Evlilik Sözleşmesi
Mal ayrılığı rejimini benimseyen bir evlilik sözleşmesi,
hisseleri boşanma sürecinin dışında tutmanın en güçlü aracıdır. Eşler bu
sözleşmeyle "evlilik boyunca kazandığımız mallar ayrı kalır, boşanmada
paylaşılmaz" diye anlaşmış olurlar. Noterde imzalanır ve resmi sicile
kaydedilir. Mal ayrılığı rejimi önemli bir koruma sağlar; ancak tüm hukuki ve
ekonomik sonuçlardan koruyacak mutlak bir kalkan değildir.
Türkiye'de evlilik sözleşmesi hâlâ nadir kullanılan bir
araçtır. Bazı aileler "güvensizlik işareti" olarak algılar.
Ama ben bunu farklı bir çerçevede anlatıyorum müşterilerime: Evlilik sözleşmesi
"sana güvenmiyorum" değil, "seninle evleniyorum ama
şirketim benim değil, ailemle birlikte kurduğumuz bir yapı, onu korumam
gerekiyor" demektir. Eğer karşı taraf bu konuşmadan rahatsızsa,
rahatsızlığın kaynağını anlamak iyi bir başlangıç noktasıdır.
Veliahtlarınız evlenmeden önce bu konuyu mutlaka bir
avukatla görüşsün. Evlendikten sonra mal ayrılığı rejimine geçmek mümkündür ama
çok daha karmaşıktır.
Aile Anayasasına Boşanma Maddesi Ekleyin
İyi bir aile anayasası bu konuyu boş bırakmaz. Şu soruların
cevabı yazılı olmalıdır: Bir hissedar boşandığında, diğer hissedarların önalım
hakkı var mı? Değerleme kim tarafından, hangi yöntemle yapılacak? Ortaya çıkan
ekonomik yükümlülük nasıl finanse edilecek? Hissedar olmayan bir eş, dava
sürecinde şirketin bilgilerine erişim talep ederse bu nasıl yönetilir?
Özellikle şu madde anayasaya mutlaka girmelidir: boşanma
nedeniyle doğacak ödemeler bağımsız değerlemeyle belirlenir ve şirket nakit
akışını bozmamak adına en az üç ila beş yıla yayılan taksitlerle ödenir. Bu
kural şirketin bir gecede finansal krize girmesini önler.
Son bir hatırlatma: Aile anayasası aile içinde ahlaki ve
hukuki bir taahhüttür; ama hisselerin aile dışına devrini engelleyecek kural
mutlaka şirket esas sözleşmesine ve ticaret siciline de işlenmelidir. Aksi
hâlde o kural üçüncü şahıslara ve mahkemelere karşı bağlayıcı olmayabilir.
Boşanma Riskinin Finansmanı
Buraya kadar "eş hisselere ya da hisselerin değerine
ilişkin bir hak talep ederse ne olur?" sorusunu konuştuk. Ama aile
şirketleri açısından bundan daha önemli bir soru var: "Peki bu para
nereden bulunacak?"
Diyelim ki şirketin değeri 200 milyon TL. Hissedarın
boşanması sonucunda 50 milyon TL'lik bir ekonomik yükümlülük ortaya çıktı.
Şirketin kasasında ise 5 milyon TL var. Şimdi asıl kriz başlıyor. Bu para
şirketten mi çıkacak? Bankadan kredi mi kullanılacak? Bir gayrimenkul mü
satılacak? Şirketin kâr dağıtımı mı artırılacak?
Boşanma riskini yönetmek, yalnızca "hisseler aile
dışına çıkmasın" demek değildir. Ortaya çıkabilecek ekonomik
yükümlülüğün nasıl karşılanacağını da önceden düşünmektir. Bu nedenle aile
şirketlerinin şu soruları bugünden cevaplaması gerekir: Şirketin güncel değeri
yaklaşık ne kadar? Olası bir boşanmada ortaya çıkabilecek yükümlülük hangi
büyüklükte olabilir? Şirketin mevcut nakdi ve borçlanma kapasitesi yeterli mi?
Ödeme birkaç yıla yayılabiliyorsa nakit akışı bunu kaldırabilir mi?
Bu soruların cevabını bilmek için şirketin düzenli olarak (tercihen
her yıl) bağımsız bir değerlemeye tabi tutulmasını öneririm. Değer bilinirse
hem vergi planlaması hem yatırımcı görüşmeleri hem de olası bir boşanmada
değerleme tartışması çok daha kolay yönetilir. Boşanma davası açıldıktan sonra
yapılan değerleme genellikle tartışmalı olur; önceden yapılmış belgeli bir
değerleme ise güçlü bir referans noktası oluşturur.
Hisse Devir Kısıtlamaları
Şirket ana sözleşmesine "hisselerin aile dışına
devri diğer ortakların onayına tabidir" maddesi konulabilir. Bu madde,
boşanma durumunda eşin hisseyi direkt olarak dışarıya satmasını engeller.
Hissenin boşanma davasında talep edilmesini engellemez; ama talep edilen
hissenin aile dışına çıkmasını güçleştirir. Yine de önemli bir güvencedir.
Belirli Hisseleri Kişisel Mal Olarak Tutmak
Hisseler evlilik öncesinde edinilmişse ya da miras yoluyla
gelmişse kişisel mal sayılır ve boşanmada bölüşülmez. Bu nedenle mümkün olan
durumlarda, aile şirketinin hisselerinin evlilik öncesinde ya da miras/bağış
yoluyla tescil edilmesi önem taşır. Bu konuyu bir avukatla çalışmak gerekiyor;
her vakanın kendine özgü koşulları vardır.
5. Boşanma Sürecindeyseniz
Önlemler önceden alınmamışsa ve boşanma süreci başlamışsa ne
yapılmalı?
Hemen bir kurumsal avukat
tutun. Aile hukuku avukatı ayrıdır, şirket hukuku avukatı ayrıdır. İkisinin
birlikte çalışması gerekir. Boşanma sürecinin şirkete olan yansımalarını
yönetebilmek için ticaret hukuku perspektifi şarttır.
Şirket kararlarını
yavaşlatmayın. Boşanma sürecinde bazı hissedarlar "bu karar eşim
aleyhime kullanılır" korkusuyla kritik kararları ertelemeye başlar. Bu
şirkete zarar verir. Olağan iş kararları olağan şekilde alınmaya devam
etmelidir.
Diğer hissedarları
bilgilendirin. Boşanma kişisel bir meseledir; ama şirketi etkileyecekse
diğer ortakların bilmesi gerekir. Bu bilgilendirme onların gereksiz yere
endişelenmesi için değil, olası senaryolara birlikte hazırlıklı olunması
içindir.
Şeffaf olun, ama sınırı
koruyun. Çalışanlar ne olduğunu sezecektir. Spekülasyonun önüne geçmek için
kısa ve net bir bilgilendirme yapılabilir: "Kişisel süreçler yaşıyorum,
şirket normal çalışmaya devam ediyor." Fazlası değil.
Büyük varlık hareketlerinden
kaçının. Büyük yatırımlar, büyük hisse devirleri, büyük kâr dağıtımları
boşanma sürecinde şüpheyle karşılanır ve mahkemede sorun çıkarabilir. Bu
dönemde avukatın önerisi olmadan büyük finansal adım atmayın.
Şirketin değerini değiştirmeye
çalışmayın. Boşanma ihtimali ortaya çıktığında en büyük hatalardan biri
şirketin değerini olduğundan düşük gösterecek finansal hamlelere başvurmaktır.
Kâr dağıtımlarını olağandışı biçimde değiştirmek, ilişkili taraflarla
alışılmadık işlemler yapmak, varlıkları başka yapılara aktarmak kısa vadede bir
çözüm gibi görünebilir. Değildir. Bu hamleler hem hukuki uyuşmazlığı büyütür
hem de şirketin finansal kayıtlarının güvenilirliğini zedeler. Şirketi
korumanın yolu bilançoyu saklamak değil, kurumsal şeffaflığı güçlendirmektir.
6. Veliahtlara Söylenecek Bir Söz
Veliahtlarınız evlenirken mutlu ve umutludur. Evlilik
sözleşmesi gibi konuları gündeme taşımak o anın havasını bozar. Bunu biliyorum.
Ama şunu da biliyorum: o konuşmayı yapmamak, ilerleyen
yıllarda çok daha ağır bir konuşmaya zemin hazırlıyor.
Veliahtlarınıza şunu anlatın: Evlilik sözleşmesi sevgiye
değil, yapıya aittir. Sizi birbirinize bağlayan sevgidir. Ama şirket bir aile
mirası, yılların emeği. Onu korumak hem sizin hem gelecek neslin hakkı. Bu
konuşmayı sevginize karşı yapılmış bir hareket olarak değil, sorumluluğunuzun
gereği olarak görün.
Son Söz
Boşanma bir başarısızlık değildir. Ama hazırlıksız
yakalanmak bir başarısızlıktır.
Aile şirketleri pek çok riski önceden planlar: yangın
çıkarsa, rakip piyasaya girerse, ekonomik kriz olursa ne yapacağız? Ama
içeriden gelen riskleri, özellikle boşanma gibi mahrem görünenleri,
planlamaktan kaçınır.
Oysa boşanma aile şirketleri için hem hukuki hem finansal
hem de insani açıdan en yıpratıcı krizlerden biridir. Ve bu kriz, doğru
önlemler alındığında şirket açısından yönetilebilir bir hâle gelir.
Gelinler ve damatlar üzerine ayrı bir yazı yazmıştım. O
yazıda şunları söylemiştim: Gelin ve damadın aile şirketine girişi dikkatle
yönetilmelidir. Şimdi buna bir şey ekliyorum: Çıkışı da.
Birinin girmesi kadar, birinin çıkmasını da önceden
düşünmek; hem aileye hem şirkete gösterilen en büyük saygıdır.
Aile şirketlerinde bazı sorunların çözümü, sorun ortaya
çıktığında değil, henüz ortada sorun yokken başlar. Boşanma da bunlardan
biridir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder