Aile şirketlerinde hissedar çocuklarından birinin görevinde veya
bir projede başarısız olması durumunda, hissedarların yaklaşımı oldukça
önemlidir.
İşlerinde ara sıra hata yapan, ara sıra işe geç gelen, ara
sıra kaytaran, ara sıra iç yönetmeliğe uymayan, ara sıra patronculuk oynayan,
ara sıra fevri davranan, ara sıra çalışma arkadaşlarıyla tatsızlık yaşayan, ara
sıra hissedarlarla ve onların veliahtlarıyla çatışan, ama buna mukabil işini
vasat da olsa idare eden ve daha iyi olmak için çabalayan veliahdı başarısız mı
addedeceğiz? Yoksa saydığımız olumsuzluklar kronikleştiyse (sürekli hale
geldiyse) mi başarısız addedeceğiz?
Bazı hissedarların başarı çıtası o kadar yüksek ki,
başarısızlığa tahammülleri o kadar az ki, pireyi deve yapma huyları o kadar
baskın ki, veliahtlar en ufak hatalarında tu-kaka olabiliyor, üstleri
çizilebiliyor. Bu tutum elbette yanlıştır. Hissedarlar veliahtlarına karşı
sabırlı, toleranslı ve hoşgörülü olmalıdır. Profesyonel bir çalışanın hata
yapma kotası 3 ise veliahtların daha fazla olmalıdır.
Veliaht yetiştirmek kolay değildir. Defalarca hata
yapacaklar, hatalarından onlar da, diğer veliahtlar da ders çıkaracaklardır.
Elbette, veliahtların hataları görmezden gelinmemeli, üstü
örtülmemelidir, tam tersi uygun bir ortamda ve zamanda dile getirilmelidir.
Hatalı olan veliahdı azarlamak, yerin dibine sokmak, özgüvenini yerle bir
edecek şekilde eleştirmek kimseye bir şey kazandırmaz, tam tersine veliahdı
işten, şirketten ve aileden uzaklaştırır. Bu da daha büyük sorunlara yol açar.
Unutulmamalıdır ki; veliahdın hataları, onun gelişimi için
bir fırsattır. Bugünün hatalarından çıkarılacak dersler, geleceğin
başarılarının temeli olacaktır.
Eğer hatalar çoğalıyorsa, üstlendiği görevi başaramıyorsa,
şirkete zarar veriyorsa, o zaman veliaht hissedarlar tarafından çağrılmalı,
ciddi olarak kendisiyle konuşulmalıdır. Kendisinde savunma istenmelidir.
Veliahdın savunması sabırla ve sükûnetle dinlenmelidir. Başarısızlığın
nedenini anlamak önemlidir. Kişisel yetenek eksikliği mi, yoksa dışsal
faktörler mi başarısızlığa yol açtı? Başarısızlığın nedenleri açıkça
tartışılmalı ve kök sebebi öğrenilmelidir. Buradan çıkarılacak derslerle hem
ilgili veliaht başarısızlığının nedenlerini anlayabilecek, hem de diğer
veliahtların başarısı için nasıl bir ortam oluşturulması gerektiği
görülecektir.
Başarısızlığın ardından diğer aile üyelerinin ve
hissedarların destekleyici bir tutum sergilemesi önemlidir. Destekleyici ve
yapıcı bir geri bildirim ortamı yaratmak, öğrenmeyi teşvik edecektir.
Hatalardan ders çıkarmak için fırsatlar yaratmak, hem birey hem de şirket için
faydalı olacaktır.
Elbette acı reçeteden de bahsedilmelidir. Kendisini
toparlamamanın sonuçlarının; farklı bir göreve atanmak, ters terfi almak, maaş
kesintisi, pasif göreve atanmak, bir süreliğine işten uzaklaştırmak (ücretsiz
izin), yine olmuyorsa süresiz olarak (gelişim gösterdiğine kanaat getirilinceye
kadar) aile şirketinden ilişiğinin kesilmesi olduğunu bilmelidir.
Başarısızlığın tek bir olay olarak değil, uzun vadeli bir
büyüme sürecinin parçası olarak görülmesi gerekir. Hissedarlar, veliahdın
potansiyelini değerlendirmeye devam etmeli ve ona süre vermelidir. Başarısız
olan hissedar çocuğuna gerekli eğitim ve gelişim fırsatları sağlanmalıdır. Veliahdın
eksik olduğu alanlarda eğitim almasını sağlamak, onun yetkinliklerini artıracaktır.
Bir koç veya mentor eşliğinde çalışmak, profesyonel becerilerini
güçlendirmesine yardımcı olabilir. Gerekiyorsa bir terapiste görünmesi onun
çabuk toparlanmasını sağlayabilir.
Hissedarlar ve şirketin üst düzey profesyonel yöneticileri,
geriden gelen (gelişimi diğerlerine göre daha yavaş olan) veliahtlara koçluk ve
mentörlük yapmalı. Onlarla daha fazla zaman geçirip, yol göstermeli ve yardımcı
olmalıdır. Bu yapılmıyorsa kabahat sadece sürekli hata yapan veliahtta olamaz.
Onun başarısızlığında hissedarların ve profesyonel yöneticilerin de payı var
demektir.
Başarısızlık yaşamış veliahdın işteki veya projelerdeki
rolünü değiştirerek, daha uygun bir görevde yer alması sağlanabilir. Bu, onun
güçlü yönlerini daha iyi kullanmasına olanak tanıyabilir. Kişinin yetenekleri
doğrultusunda farklı bir role veya projeye yönlendirilmesi onun daha başarılı
olabileceği bir alanda çalışmasını sağlayabilir.
Eğer başarısızlık tekrar ediyorsa ve bu durum şirket
üzerindeki olumsuz etkileri büyütüyorsa, daha ciddi kararlar alınması
gerekebilir. Ancak bu kararlar, yapıcı bir süreçle ve tüm hissedarların
katılımıyla alınmalıdır.
Her işinde ve projesinde başarısız olan bir veliahdın
sürekli korunup kollanması, başarısızlıklarının üstünün örtülmesi hem aile
dinamiklerini hem de şirketin geleceğini derinden etkileyebilir. Doğru bir
dille açıklanması ve onun yararına olacağını anlaması kaydıyla daha pasif
görevlere atanması, ters terfi ettirilmesi, hatta bir süreliğine işten
uzaklaştırılması daha iyi sonuç verebilir.
Her işi ve projeyi eline yüzüne bulaştıran, başarısız,
verimsiz, faydasız veliahdı kısa bir süreliğine şirketten uzaklaştırarak, ona
bir nefes alma ve kendini değerlendirme fırsatı tanımalısınız. Geri döndükten
sonra da (tüm çabalara rağmen) durum düzelmezse, işten çıkarma gibi radikal bir
karar alınabilir. Ancak bu karar, son çare olarak ve hukuki süreçlere uygun
olarak uygulanmalıdır.
Not: Bazı aile şirketlerinde bazı
veliahtlar geride oldukları için değil daha önde oldukları için hissedarlarla
uyuşamazlar. Onlar aile şirketinin yönetilme metodunu yanlış bulmaktadırlar.
Hissedarları nasıl etkileyeceğini ve ikna edeceğini bilemeyen bu veliahtlar
sürekli sorun çıkarabilirler. Ailenin huzurunu kaçırabilirler. Bu tip bir
veliahdın da belli bir süre aile şirketinin dışında tutulması her iki tarafın
da yararına olabilir.
İşten uzaklaştırma veya çıkarma gibi radikal adımlar,
dikkatlice düşünülmeli ve ailenin genel dinamikleri ve şirketin geleceği
açısından değerlendirilmelidir.
Pasif göreve atanan, ters terfi alan, aile şirketinin
dışında tutulan aile fertleri bu durumu nefretle ve kinle karşılamak yerine
özeleştiri yapıp kendilerini geliştirmeye çalışmalıdır. Çünkü bu durumun geçici
olması onların elindedir. Olumlu bir değişim gösterirlerse eski pozisyonlarına
yeniden dönebilirler ve çok başarılı olabilirler. (Aynı pozisyonda olmaya devam etselerdi belki
de daha derin krizlere sebep olacak ve aile şirketinin zarar etmesine, hatta
dağılmasına giden süreci tetiklemiş olabilecekti. Bu yüzden hissedarların kendileri
hakkında aldığı görev değişikliği veya uzaklaştırma kararını kötü karşılamayıp fırsata
çevirmeye çalışmalıdırlar.)
Uzaklaştırılan veliahdın yokluğunda aile şirketi daha
sağlıklı ilerleyerek büyümüş ve kendisine daha çok refah sunacak hale gelmiş
olabilir. Bıraktığından daha çok büyümüş ve kurumsallaşmış bir şirkete geri
döndüğünde veliaht aile şirketine daha faydalı olabilir.
Şirketinin çıkarı yerine kendi çıkarının peşinde koşan,
bunun için huzursuzluk çıkaran veliaht kendi ayağına kurşun sıkıyor, bindiği
dalı kesiyor demektir. Bir veliahdın nihai çıkarı, şirketinin başarısı
olmalıdır. Şirketi başarıya götürecek kimseleri doğru noktalara atamak, şirketi
başarısızlığa götürecek kimseleri kontrol altında tutmak onun yararınadır.
Unutmamalıdır ki; bir gün ebeveynlerinden hisseleri devralacak, o hisselerin
değeri ne kadar büyük olursa onun için daha iyi olacaktır. Asıl çıkarı; kendisinin
iyi bir pozisyonda olması değil, aile şirketinin iyi bir pozisyonda olmasıdır. Bu
yüzden aile şirketini kim büyütürse büyütsün, ister diğer aile fertleri,
isterse profesyoneller büyütsün, yeter ki kimse küçültmesin, diye düşünmelidir.
Bu bilince varamamış veliahtlar aile şirketlerinde büyük
krizler yaratır. Hatta kasten sorun çıkarmaya başlarlar. Aile şirketine faydası
olmadığı gibi zararı bile olabilir.
Elbette her ortak şirketindeki hisselerini çocuklarına eşit
miktarda devretmek isteyecektir. Ama çocuklardan bazıları işe odaklı ve
uyumluyken, bazıları öyle değilse ve hiç umut yoksa ne yapacaktır?
Evlat bu, atsan atılmaz, satsan satılmaz. Ama aile
şirketinden ebediyen uzak da tutulabilir. Kanunlar buna elverişlidir. Hissedar hayattayken evlatlarına hisselerini
istediği oranda bağışlayabilir, bazı evlatlarına hisse yerine ev/arsa/para
bırakabilir. Böylece aile şirketine zararı dokunacak evladını mirastan mahrum
bırakmadan aile şirketinin dışında bırakabilir. Ama bu paylaşımı hayattayken
yapmazsa aile şirketinde olmaması gereken evlat kanunen aile şirketinin hissedarı
haline gelecektir. Ardından da aile şirketine zarar verecek ve dağılmasına
neden olacaktır.
Evlat yetiştirmek zordur, hele aile şirketine veliaht
yetiştirmek daha da zordur. Bu işin kolay olmadığını, emek istediğinin farkına
varmanız, zorluğu bir nebze hafifletir.
Bazı özlü cümlelerle yazımı bitiriyorum.
·
Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.
·
Evlat, istediğin gibi değil, yetiştirdiğin
gibi olur.
·
Çocukların nasihate değil, kendilerine rol
model olacak ebeveynlere ihtiyacı vardır.
·
Çocuklara ne düşünmeleri değil, nasıl
düşünecekleri öğretilmelidir.
·
Bir çocuğu yetiştirmek, ona her şeyi öğretmek
değil, onun kendi doğrularını keşfetmesine rehberlik etmektir.
·
Yalnız taş duvar olmaz.
·
Ne ekersen onu biçersin.
·
Anne babana ne yaşatırsan, çocukların da sana
onları yaşatır.
·
Bir musibet, bin nasihatten iyidir.
·
Keskin sirke küpüne zarar.
·
Öfkeyle kalkan zararla oturur.
·
Sabrın sonu selamettir.
·
Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
·
Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas.
Güzel Bir Makale olmuş. Bir aile şirketini ayakta tutabilmek yer küredeki n zor işlerden biridir.
YanıtlaSil